Ceza Mahkemesinin Beraat Kararı Hukuk Hâkimini Bağlamaz! Emsal Niteliğinde Yargıtay Kararı

Ceza Mahkemesinin Beraat Kararı Hukuk Hâkimini Bağlamaz! Emsal Niteliğinde Yargıtay Kararı

İlgili haber metni: https://www.milliyet.com.tr/gundem/cocugunu-kaybetti-ustune-icralik-oldu-2648215

Ceza yargılamasında verilen beraat kararı, çoğu zaman kamuoyunda ve taraflar arasında “Olay kapanmıştır, artık tazminat davası da açılamaz.” şeklinde yanlış bir algıya yol açmaktadır. Oysa Türk hukuk sisteminde ceza ve hukuk yargılamalarının amacı, delil standardı ve değerlendirme kriterleri tamamen farklıdır. Bu nedenle Yargıtay’ın yerleşik içtihatları uyarınca, ceza mahkemesinde verilen beraat kararı, hukuk hâkimini bağlamaz.

Bu ilke, özellikle trafik kazaları, yaralama olayları, hakaret, mala zarar verme, iş kazaları ve benzeri birçok haksız fiil iddiasında son derece önemli sonuçlar doğurur.


Ceza Mahkemesi Neyi İnceler? Hukuk Mahkemesi Neyi İnceler?

  • Ceza yargılaması, suçun işlendiğinin kesin ve açık bir şekilde ispat edilip edilmediği ile ilgilenir.
  • Hukuk yargılaması ise zararın varlığı, kusur oranı, illiyet bağı ve tazminat miktarını değerlendirir.

Dolayısıyla bir kişinin ceza davasında beraat etmesi, olayda hiçbir kusurunun olmadığı anlamına gelmez; yalnızca ceza sorumluluğunun sabit görülemediğini ifade eder.


Yargıtay’ın Açık Tutumu: “Beraat Kararı Tazminat Davasını Engellemez”

Yargıtay’ın birçok dairesinin kararlarında şu ilke tekrar edilmiştir:

  • Ceza mahkemesindeki beraat, hukuk hâkimini bağlamaz.
  • Hâkim, kusur–zarar–illiyet bağını bağımsız olarak değerlendirir.
  • Hukuk mahkemesi, ceza davasındaki delillerle bağlı değildir; yeni delil toplayabilir.

Bu nedenle ceza dosyasında beraat eden kişi, hukuk mahkemesinde ağır tazminat yükümlülüğüne mahkûm edilebilir.


Neden Böyle? Ceza ve Hukuk Davalarının Delil Standartları Farklıdır

Ceza yargılamasında ölçü:

➡️ Şüpheden sanık yararlanır (in dubio pro reo)

Hukuk yargılamasında ise:

➡️ Ağırlıklı ispat – hayatın olağan akışı – illiyet bağı yeterlidir.

Bu iki farklı standart nedeniyle beraat kararı, tazminat sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.


Somut Örnek: Trafik Kazasında Beraat Eden Sürücü Yine de Tazminat Öder

Bir trafik kazasında sürücü ceza davasında beraat etmiş olabilir.
Ancak:

  • Araç hasarı,
  • Yaralanma nedeniyle tedavi giderleri,
  • Sürekli iş göremezlik,
  • Destekten yoksun kalma,
  • Manevi tazminat

gibi zararlar hukuk mahkemesinde beraat kararına rağmen sürücüden veya sigorta şirketinden talep edilebilir.

Ceza davasının sonucu, hukuk hâkiminin yapacağı kusur incelemesini ortadan kaldırmaz.


Hak Arayanlar İçin Sonuç: “Beraat Var” Diye Tazminat Davasından Vazgeçmeyin

Birçok mağdur veya mağdur yakını, “Karşı taraf beraat etti, artık dava açamam” düşüncesiyle hak kaybına uğramaktadır.

Oysa hukuk açık ve nettir:

🔹 Ceza beraati = Tazminat davası açılamaz anlamına gelmez.
🔹 Hukuk mahkemesi, zararı kendi ölçütleriyle yeniden incelemek zorundadır.
🔹 Mağdurun maddi–manevi tazminat hakları devam eder.

Bu nedenle ceza davasından çıkan beraat kararını gördükten sonra hak kaybına uğramamak için mutlaka hukuk yoluna başvurmak gerekir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
YARGITAY

7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/14680
KARAR NO : 2019/2383
Y A R G I T A Y İ L A M I

MAHKEMESİ : Zile Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 29/04/2014
NUMARASI : 2011/168-2014/234
DAVACILAR : 1-D…………… T……………..
2-Y……………. T……………….
VEKİLİ : Av. Ömer Faruk TÜRKYILMAZ
DAVALILAR : 1-…………………..
2-………………………….
3-…………………

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacılar vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 26.02.2019 Salı günü davacılar vekili Av. Ömer Faruk Türkyılmaz geldi. Davalılar tarafından gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacılar vekili dinlendikten sonra vaktin darlığından dolayı işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmış olup dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacılar vekili, davalıların işleteni, sürücüsü ve trafik sigortacısı olduğu aracın, davacıların oğlu Mahmut’a çarpmasıyla ölümlü kaza meydana geldiğini, kazada davalı sürücünün ağır kusurlu olduğunu, davacıların ölen çocuklarının gelecekteki desteğinden mahrum kaldığını, cenaze gideri yapmak zorunda kaldıklarını, manevi açıdan da zarar gördüklerini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL. maddi ve 80.000,00 TL. manevi tazminatın kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep etmiştir.

Davalı sigorta şirketi vekili, davacılara davadan önce 4.141,22 TL. ödediklerini ve poliçeden doğan sorumluluklarının son bulduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla bakiye limitle sınırlı biçimde ve sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında zarardan sorumlu olduklarını belirterek davanın reddini savunmuştur.

Davalı H………….. Ş…………… ve H……………. G……………. vekili, kazada davalı sürücünün kusuru bulunmadığı için ceza davasında beraatine karar verildiğini, kusur bulunmadığından davalıların zarardan sorumlu olmadıklarını belirterek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; davaya konu kazada davalı sürücünün kusursuz olduğunun alınan raporla saptandığı, kesinleşen ceza davasında da bu durumun saptandığı ve davalı sürücünün beraatine karar verildiği, kazada davalı sürücünün kusuru bulunmadığından davalıların zarardan sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle, ölenin yakınlarının, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 45/2. (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 53/3.) maddesi gereği destekten yoksun kalma tazminatı ve 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 47. (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 56.) maddesi gereği manevi tazminat istemine ilişkindir.

Dava konusu trafik kazasında, davacılar desteği yaya ile kazaya karışan davalı araç sürücüsünün kusur oranlarının tespiti bakımından alınan, 18.05.2012 tarihli Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesi’nin raporunda, davacılar desteği yayanın olayda tam kusurlu olduğu ve davalı araç sürücüsünün kusursuz olduğu yönünde görüş bildirildiği, mahkemece bu raporun hükme esas alındığı; ayrıca, aynı kurum tarafından ceza dava dosyasında düzenlenen rapor gereği verilen ve kesinleşen beraat kararının da davalı sürücünün kusursuzluğuna delil olarak kabul edildiği görülmektedir.

Davaya konu trafik kazasına ilişkin olarak düzenlenen kaza tespit tutanağında ise; davacılar desteği yayanın ilk geçiş hakkını araçlara vermemesi nedeniyle asli kusurlu olduğu ve davalı araç sürücüsünün de kontrolsüz kavşağa yaklaşırken hızını azaltması gerektiği halde azaltmaması nedeniyle tali kusurlu olduğu şeklinde kusur tespiti yapılmıştır. Yine, ceza soruşturması kapsamında, mahallinde yapılan keşifle alınan trafik bilirkişisi raporunda da kaza tespit tutanağındakine benzer biçimde kusur durumu tespit edilmiştir. Bu itibarla, mahkemenin benimsediği kusur raporu, kaza tespit tutanağı ile çelişkilidir.

Diğer yandan; davaya konu kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 53. maddesi gereğince; hukuk hakimi, ceza mahkemesince belirlenmiş ve kesinleşmiş olan maddi olgu ile bağlı ise de; kusurun bulunup bulunmadığı ve oranına ilişkin ceza mahkemesi kararı ile bağlı olmadığı gibi, kusura ilişkin saptamaya dayanan beraat kararı ile de bağlı değildir.

Somut olaya bakıldığında; kaza tespit tutanağına göre kaza, yerleşim yeri içinde meydana gelmiş olup, kontrolsüz kavşak kollarından olan sokaktan çıkarak karşıya geçiş yapmaya çalışan desteğe, davalı sürücünün kavşak orta alanında çarptığı ve desteği 7,6 metre sürüklediği görülmektedir. Gerek ceza mahkemesi gerekse hukuk mahkemesi tarafından hükme esas alınan ATK raporlarında, davalının hızının yüksek olmadığı, kavşak başında park etmiş olan kamyonetin görüş alanını daraltması nedeniyle ve o aracın bulunduğu noktadan yola aniden çıkan desteğe karşı sürücünün alacağı önlem bulunmadığı gerekçesiyle, davalı sürücünün kusursuz olduğu kabul edilmiştir. Ceza soruşturması kapsamında kaza günü mahallinde yapılan incelemeyle, davalı aracına ait fren izlerinin incelendiği ve sadece aracın sağ tekerlekleri kısmından fren izinin tespit edildiği, sol tekerleklerinin ise fren izi bırakmadığının tespit edildiği; kaza mahallindeki kavşak başında park edilmiş olan başka bir aracın kavşak kolu olan (desteğin geldiği) sokak için görüşü kısıtladığı; davalı sürücünün desteğe çarptıktan sonra savurduğu ve duramayıp 7,6 metre aracın altında sürüklediği dikkate alınarak kusur durumunun belirlenmesi, somut olayın özelliklerine uygun düşecektir.

Ceza mahkemesi tarafından, ATK raporu benimsenerek CMK’nun 223/2-c maddesi gereği, sürücü sanığın (davalı) olayda taksirinin bulunmadığı gerekçesiyle beraat kararı verilmiş ve bu karar temyiz incelemesinden geçerek kesinleşmiştir. Hem ceza mahkemesi hem de hukuk mahkemesi tarafından ATK raporu kusur yönünden hükme esas alınmış ise de, açıklanan sebeplerle ve esas alınan raporun kaza tespit tutanağı ile olay sonrası araç fren sistemi için yapılan tespitlerle çeliştiği görüldüğünden, mahkemenin kusur konusunda yaptığı araştırma yetersiz bulunmuştur.

Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında mahkemece; ceza mahkemesinin, davacılar desteğinin ölümüyle sonuçlanan olaydaki kusur durumlarına ilişkin tespitinin, maddi olgu olarak kabul edilemeyeceği; BK’nun 53. (TBK’nun 74.) maddesi gereği, ceza mahkemesinin kusur değerlendirmesinin hukuk hakimini bağlamayacağı; esas alınan ATK raporunun kaza tespit tutanağı ile çelişkili olduğu ve kazanın oluş şekli gözetilmek suretiyle, İTÜ veya Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti gibi kurum ve kuruluşlardan seçilecek uzman bilirkişi heyetinden, tüm dosya kapsamı incelenmek suretiyle, kaza tespit tutanağı ile ATK raporundaki kusur belirlemesi arasındaki çelişkiyi gideren, ayrıntılı, gerekçeli, denetime açık bir rapor alınıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu biçimde hüküm tesisi doğru görülmemiş ve kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 2.037,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacılara verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara geri verilmesine 04/03/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Başkan
A.Ş.Sertkaya

Üye
B.Demirel

Üye
M.Özcan

Üye
B.Aydın

Üye
M.Erol

Karşılaştırıldı.
E.G S.A.

Tüm Hakları Saklıdır – Zile Avukat Ömer Faruk TÜRKYILMAZ, Avukat Meryem TÜRKYILMAZ, Avukat Hasan Sezai TÜRKYILMAZ tarafından hazırlanmıştır. Yalnızca kaynak gösterilerek paylaşılabilir.

“Ceza Mahkemesinin Beraat Kararı Hukuk Hâkimini Bağlamaz! Emsal Niteliğinde Yargıtay Kararı” için 2 yanıt

  1. İyi günler sizden bir konuda bilgi almak istiyorum. Ben Ceza mahkemesinde yargıladım ve suçsuz bulunup beraat ettim. Buna rağmen karşı tarafın açtığı tazminat davasını kaybetme ihtimalim var mı

    • İyi günler! Öncelikle geçmiş olsun, ceza davasından beraat etmiş olmanız büyük bir yükü üzerinizden atmıştır. Ancak sorunuzun cevabı, hukuk tekniği açısından maalesef “Evet, kaybetme ihtimaliniz var.”

      Bu durum kulağa biraz tuhaf gelse de sebebi şudur:

      Neden Hâlâ Tazminat Ödeme Riski Var?
      İspat Kriterleri Farklıdır: Ceza mahkemesinde “şüpheden sanık yararlanır” ilkesiyle en ufak bir şüphede beraat verilir. Hukuk mahkemesinde (tazminat davası) ise hâkim, “kusur” olup olmadığına daha farklı bir pencereden bakar.

      Bağlayıcılık Sınırı: Ceza mahkemesinin verdiği beraat kararı, eğer “delil yetersizliği” sebebiyle verilmişse, hukuk hâkimi bu kararla bağlı değildir. Olayı kendi delilleriyle tekrar inceler.

      İstisnai Durum: Sadece ceza mahkemesi “bu fiil hiç işlenmemiştir” veya “fail bu kişi değildir” gibi kesin bir tespit yaparak sizi beraat ettirdiyse, o zaman hukuk hâkimi bu karara uymak zorundadır.

      Kısacası: Fiilin suç teşkil etmemesi, o fiilin birine “zarar vermediği” veya “tazminat gerektirmediği” anlamına gelmeyebilir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Recent Categories