Dava kazandınız veya başlattığınız icra takibi başarıyla sonuçlandı para tahsil edildi. Karşı taraf ya da borçlu, avukatlık ücretini ödedi. Buna rağmen avukatınız sizden de avukat vekalet ücret istedi. Peki bu yasal mı? Avukat aynı dosyadan iki kez para mı kazanıyor? Yoksa bu tamamen kanunun öngördüğü farklı iki ücret mi? Bu yazıda herkesin anlayabileceği şekilde açıklıyoruz.
Evet, kanunlarımıza göre avukatınızın hem sizden hem de davayı kaybettiği için(karşı taraftan) veya icra takibine sebep olduğu için karşı taraftan (borçludan) ücret alması tamamen yasal ve hukuka uygundur. Çünkü hukuk sistemimizde tek bir “avukatlık ücreti” yoktur; birbirinden tamamen bağımsız iki farklı ücret türü vardır.
Bunlardan ilki, avukatın davanızı veya icra dosyanızı üstlenmesi karşılığında sizin ödemeniz gereken hizmet bedelidir. İkincisi ise, dava kazanıldığında veya icra takibinde tahsilat yapıldığında devletin haksız çıkan tarafa (veya borçluya) kestiği ve kanun gereği doğrudan avukata ait olan yasal vekalet ücretidir.
İnternette “avukat kimden para alır”, “avukat icrada alacaklıdan da para alır mı” veya “avukat hem davacı hem davalıdan para alabilir mi” diye araştıran insanların en çok kafa karışıklığı yaşadığı bu konuyu, güncel kanun maddeleri ışığında sade bir dille ele alalım.
Avukat Neden Benden Ücret İstiyor?
Bir hukuki sorun yaşadığınızda, birine dava açmak istediğinizde veya alacağınızı tahsil etmek için icra takibi başlatmak amacıyla bir avukata başvurduğunuzda, avukatınız sizin için ciddi bir mesai harcar. Sizinle saatlerce görüşür size vakit ayırır, davanızın hukuki temelini oluşturmak için araştırmalar yapar, dava dilekçelerinizi yazar, duruşmalarınıza girer, icra takibini hazırlar, icra dairelerinde sıraya girerek haciz işlemlerini yürütür, ofisini bu iş için tahsis eder ve yıllar sürebilecek bir stresi sizin adınıza omuzlar. Tıpkı bir doktora muayene olduğunuzda veya bir mimara proje çizdirdiğinizde ödediğiniz bedel gibi, avukatın sunduğu bu nitelikli hukuki yardımın da bir karşılığı vardır.
Avukat bedava iş yapabilir mi?
Avukatlık Kanunu, avukatların ücretsiz iş almasını kural olarak yasaklamıştır. Bu nedenle, davanın veya icra takibinin sonucu ne olursa olsun, avukatın verdiği hizmetin bedeli olarak kendi müvekkilinden bir ücret talep etmesi onun yasal hakkıdır. Bu ücrete “akdi vekalet ücreti” denir. Siz bu ücreti, avukatın süreci kesin kazanması ihtimaline değil; hukuki bilgi birikimini davanıza veya icra dosyanıza tahsis etmesine ve süreci sizin adınıza yürütmesine ödersiniz. Bu ücreti avukat ile anlaşmanıza bağlı olarak; ya en baştan peşin veya dava/icra takibi sonunda ödemek zorundasınız.
Dava veya İcra Takibi Kazanılınca Avukat Neden Yine Para İster?
Müvekkillerin en çok sorduğu sorulardan biri şudur: “Avukatım benden para almıştı neden tekrar karşı taraftan para alıyor” veya “Avukatım zaten davayı kazandı (veya icradan parayı tahsil etti), karşı taraftan avukatlık ücreti aldı, benim paramdan neden kesinti yapıyor?” Bu sorunun cevabı, kanun koyucunun haksız çıkan tarafı veya borcunu zamanında ödemeyen kişiyi bir nevi cezalandırma mantığında yatar.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve İcra ve İflas Kanunu’na göre, bir davada haksız çıkan kişi veya borcunu zamanında ödemeyerek icra takibine sebebiyet veren borçlu, haklı çıkan kişinin yaptığı yargılama ve takip giderlerini ödemek zorundadır. Bu giderlerin içinde “karşı vekalet ücreti” de bulunur. Yani devlet, haksız yere dava açan, haksız yere size dava açtıran veya borcunu ödemeyip devleti uğraştıran kişiye usuli bir masraf yükler. Avukatlık Kanunu madde 164 çok açık bir şekilde belirtir: Mahkemelerce veya icra dairelerince karşı tarafa (borçluya) yüklenen bu vekalet ücreti, doğrudan doğruya avukata aittir. Bu para, avukatın sürecinizi başarıyla sonuçlandırmasının kanuni ödülüdür. Sizin en başta anlaştığınız(ödediğiniz veya ödeyeceğiniz) ücret ise, avukatın baştan sona harcadığı emeğin karşılığıdır.
Karşı Vekalet Ücreti Kime Aittir? Müvekkilin Hakkı mıdır?
Karşı vekalet ücreti kesinlikle müvekkilin hakkı değildir. Mahkeme kararlarında veya icra ödeme emirlerinde bu ücret “davacı/alacaklı lehine” veya “davalı lehine” şeklinde yazılsa da, iç ilişkide bu paranın mülkiyeti kanunen avukata aittir. Hatta kanun, bu ücretin müvekkilin borçları nedeniyle haczedilemeyeceğini ve müvekkilin alacağından mahsup edilemeyeceğini (düşülemeyeceğini) emreder.
Müvekkiller bazen “O para benim, dava benim sayemde bitti veya benim alacağım sayesinde tahsil edildi, benim hakkım” diye düşünebilir. Oysa tam tersinden düşünmek gerekir. Eğer davayı kaybetseydiniz veya haksız bir icra takibi başlatsaydınız, icra dairesi veya mahkeme sizin haksız olduğunuza hükmedip, karşı tarafın avukatına ödenmek üzere sizin aleyhinize bir vekalet ücreti çıkaracaktı. Siz bu parayı cebinizden karşı tarafın avukatına öderken, kendi avukatınız “davayı kaybettik, bana para verme” demeyecekti. Çünkü kendi avukatınız o dosyaya emek vermiştir ve kendi emeğinin karşılığını sizden almak zorundadır.
İcra Dosyasında Avukat Neden İki Farklı Ücret Alıyor?
Özellikle alacak-verecek meselelerinde, yani icra takiplerinde “avukat hem alacaklı hem borçludan para alır mı” sorusu sıkça karşımıza çıkar. Somut olaya göre değişmekle birlikte genel işleyiş şudur: Siz birinden alacağınızı tahsil etmesi için avukatınıza başvurduğunuzda, avukatınızla bir hizmet bedeli (örneğin tahsil edilecek asıl alacak tutarının yüzde onu veya on beşi gibi) üzerinden anlaşırsınız.
Avukat icra takibini başlatır, borçlunun mallarına haciz koyar, polisle gider muhafaza yapar, satış işlemlerini yapar ve parayı tahsil eder. İcra dairesine yatan paranın içinde sadece sizin asıl alacağınız yoktur; borçlunun borcunu zamanında ödemeyip sizi icra dairesiyle ve avukatla uğraşmak zorunda bıraktığı için ona kesilen harçlar, masraflar ve “karşı vekalet ücreti” de vardır. Avukat, icra dosyasından tahsil edilen karşı vekalet ücretini kanun gereği kendi alır. Kalan asıl alacak üzerinden de en başta sizinle anlaştığı yüzdeyi veya maktu tutarı hizmet bedeli olarak sizden alır. Dolayısıyla avukat hem borçludan yasal icra vekalet ücretini hem de alacaklıdan (sizden) anlaşma ücretini tahsil etmiş olur. Bu durum yasalara ve hukukun temel işleyişine tamamen uygundur.
Avukat Davayı Kaybederse veya İcra Tahsil Edilemezse Ücret Alır mı?
Evet, kural olarak alır. Çünkü avukatlık sözleşmesi bir “sonuç garantisi” değil, “hizmet ve özen” sözleşmesidir. Doktorun hastayı ameliyat edip iyileşmeme riskine rağmen ameliyat parasını alması gibi, avukat da hukuki süreci eksiksiz ve özenli yürüttüğü sürece ücretini hak eder.
Dava kaybedilse veya borçlunun haczedilecek hiçbir malı bulunamayıp icra dosyasından tahsilat yapılamasa bile, avukatın o dosya için harcadığı zaman ve emek bakidir. Eğer taraflar aksini kararlaştırmamışsa, istenilen sonuca ulaşılamasa dahi müvekkilin avukatına baştan anlaştıkları akdi vekalet ücretini ödemesi gerekir.
Avukat Boşanma Davama Bakıyor, Bundan Sonra Açılacak Mal Paylaşımı, Uzaklaştırma-Koruma Tedbiri, Nafaka İcra Takibi Gibi İşler İçin de Ayrı Ücret İsteyebilir mi?
Avukatınızın bir davanızı (boşanma, alacak,tazminat vs) yürütüyor olması, bu davayla bağlantılı gibi görünen diğer tüm hukuki süreçlerin de aynı sözleşme ve ücret kapsamında yürütüleceği anlamına gelmez. Türk hukuk sisteminde her dava ve icra takibi birbirinden bağımsız, ayrı birer hukuki iştir. Boşanma davası evlilik birliğinin sonlandırılmasına yönelik bir süreçken; mal rejiminin tasfiyesi (mal paylaşımı) tamamen ayrı bir incelemeye tabi olan, harcı, görevli mahkemesi ve süreci farklı bir uyuşmazlıktır. Benzer şekilde, 6284 sayılı Kanun kapsamındaki uzaklaştırma ve koruma tedbiri talepleri ayrı bir başvuru dosyası gerektirir ve mahkemece bağlanan nafakanın tahsili için başlatılacak icra takipleri de icra dairelerinde yeni bir esas numarasıyla yürütülür. Avukatlık Kanunu ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince, avukatın üstlendiği her bağımsız hukuki iş, takip ve dava için ayrı bir vekalet ücreti talep etmesi yasal hakkıdır ve kural olarak mesleki bir gerekliliktir. Taraflar sürecin en başında yazılı bir sözleşme ile tüm bu ihtimalleri kapsayan genel bir ücret belirlemedikleri müddetçe, somut olayın gelişimine göre açılacak her yeni dosya için ayrı bir ücret talep edileceğinin bilinmesi, hak kayıplarını ve istenmeyen anlaşmazlıkları önleyecektir.
Yazılı Avukatlık Ücret Sözleşmesi Neden Önemlidir?
Birçok uyuşmazlığın temelinde, sürecin başında avukat ile müvekkilin şeffaf bir şekilde oturup yazılı bir sözleşme yapmaması yatar. Söz uçar, yazı kalır. Baştan bir avukatlık sözleşmesi yapıldığında; dava veya icra takibi için avukatın sizden ne kadar ücret alacağı, karşı vekalet ücretinin kime ait olduğu ve icra/dava masraflarının nasıl karşılanacağı netleşir. Bu sayede aylar veya yıllar süren davanın ya da icra takibinin sonunda tatsız sürprizler yaşanmaz, aradaki güven ilişkisi zedelenmez.
Yazılı Avukat Ücret Sözleşmesi Yoksa Avukat Benden Neden ve Nasıl Avukat Ücreti Alır?
İnsanların sıklıkla yanılgıya düştüğü konulardan biri de aralarında yazılı bir anlaşma olmaması halinde avukata ücret ödenmeyeceği düşüncesidir. Yazılı avukat ücret sözleşmesi yoksa avukat benden neden ve nasıl avukat ücreti alır sorusunun cevabı kanunlarımızda açıkça düzenlenmiştir. Hukukumuzda avukatlık hizmetinin bedelsiz yapılması kural olarak yasaktır. Taraflar arasında yazılı bir ücret sözleşmesinin bulunmaması veya var olan sözleşmenin herhangi bir sebeple geçersiz sayılması durumunda, Avukatlık Kanunu’nun ilgili hükümleri devreye girer. Bu gibi durumlarda avukatın alacağı hizmet bedeli, davanın veya icra takibinin parasal değerine göre yüzde on ile yüzde yirmi arasında bir oran üzerinden mahkemece veya yasal mercilerce belirlenir. Şayet uyuşmazlığın değeri para ile ölçülemiyorsa, doğrudan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) hükümleri uygulanarak maktu bir ücret tayin edilir. Dolayısıyla, ortada ıslak imzalı bir evrak bulunmasa dahi, avukat sunduğu hukuki yardımın ve harcadığı mesainin karşılığını kanundan doğan bu hakkı sayesinde müvekkilinden yasal yollarla talep edebilir.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
1. Avukat aynı davadan veya icra dosyasından iki kez mi ücret alır?
Hayır. Avukatın aldığı ücretler aynı şeyin iki kez ödenmesi değildir. Biri size verilen hizmetin bedelidir, diğeri davanın kazanılması veya icranın başarılı olması üzerine karşı tarafın/borçlunun avukatınıza ödediği kanuni vekalet ücretidir.
2. Karşı vekalet ücretini avukatıma vermesem olur mu?
Kanunen bu mümkün değildir. Avukatlık Kanunu’na göre mahkemece veya icra dairesince hükmedilen karşı vekalet ücretinin sahibi doğrudan avukattır. Müvekkil bu para üzerinde hak iddia edemez.
3. Davayı kazandık veya icradan parayı aldık, avukatım benden keseceği parayı borçludan tahsil edilen ücretten düşebilir mi?
Hayır, düşülemez. Hukuki süreçlerin sonunda müvekkiller, karşı taraftan tahsil edilen yasal vekalet ücretinin kendi ödeyecekleri hizmet bedelinden düşülmesini zaman zaman talep edebilmektedir. Ancak 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 164. maddesi bu duruma kesin bir engel getirir. İlgili kanun hükmü, mahkeme veya icra dairelerince haksız çıkan tarafa yükletilen vekalet ücretinin doğrudan doğruya avukata ait olduğunu ve “iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemeyeceğini” (düşülemeyeceğini) açıkça düzenler.
Uygulamada bu kuralın karşılığı şudur: Avukatınızla davanızın takibi için 20.000 TL hizmet bedeli üzerinden anlaştığınızı ve davanın kazanılmasıyla karşı tarafın 10.000 TL yasal vekalet ücreti ödemesine karar verildiğini varsayalım. Tahsil edilen bu 10.000 TL doğrudan avukatın kanuni hakkı olduğundan, avukatınıza ödemeniz gereken 20.000 TL’lik borçtan düşülemez. Kanun koyucu bu düzenlemeyle hem avukatın şahsi emeğini koruma altına almakta hem de bu ücretin müvekkilin üçüncü kişilere olan borçları yüzünden haczedilmesini engellemektedir. Bu nedenle, uyuşmazlıkların çözümünde mali süreçlerin baştan doğru planlanması ve somut olayın şartlarına uygun bir hukuki değerlendirme yapılması ileride yaşanabilecek anlaşmazlıkları önleyecektir.
4. Borçlu parayı ödemedi, icra dosyası tahsil edilemedi. Avukat benden yine de para ister mi?
Eğer aranızda icra takibinin açılması ve yürütülmesi için belirlenmiş bir maktu (sabit) ücret anlaşması varsa ve bu peşin ödenmemişse, avukat emeğinin karşılığı olarak bu ücreti sizden talep edebilir. Somut olaya ve aranızdaki anlaşmaya göre bu durum değişebilir.
5. Avukat benden ücret istemeden sadece borçludan (karşı taraftan) alacağı ücretle icra takibine veya davaya bakabilir mi?
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin altında bir ücretle veya tamamen ücretsiz iş almak kural olarak disiplin suçudur. Baroya bildirim yapılarak istisnai hallerde ücretsiz iş alınabilir, ancak genel kural avukatın müvekkilden her halükarda asgari bir ücret almasıdır.
6. Karşı taraf veya borçlu avukatlık ücretini ödemezse ne olur?
Eğer davanızı kaybeden karşı taraf, mahkemenin hükmettiği vekalet ücretini ödemezse, avukatınız bu ücreti tahsil etmek için o kişiye yönelik ayrı bir icra takibi başlatabilir veya mevcut dosya üzerinden haciz işlemleri uygulayabilir.
7. Avukatlık ücretini hangi kanun belirliyor?
Avukatlık ücretinin sınırları ve kuralları 1136 sayılı Avukatlık Kanunu ile her yıl güncellenen Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) tarafından belirlenmektedir.
8. Avukatımla icra veya dava için sözleşme yapmadık, benden ne kadar ücret alabilir?
Yazılı bir sözleşme yapılmamışsa, dava veya takip sonucunda kanunda belirtilen oranlar (yüzde on ile yirmi arası) veya Asgari Ücret Tarifesi üzerinden mahkemece yahut yasal düzenlemelerce belirlenecek tutar kadar ücret talep etme hakkı doğar.
Sonuç
Bir davada veya icra takibinde temelde iki farklı avukatlık ücreti vardır. Bunlardan biri avukat ile müvekkil arasındaki hizmet sözleşmesinden doğan, avukatın emeği karşılığında alınan ücrettir. Diğeri ise mahkeme veya icra dairesi tarafından haksız çıkan tarafa (veya borçluya) yüklenen ve kanun gereği avukata ait olan karşı vekalet ücretidir. Bunlar birbirinden tamamen bağımsız iki farklı hukuki kurumdur. Bu nedenle hakkınızı ararken veya alacağınızı tahsil etmek isterken sürecin başında avukatınızla tüm mali detayları konuşmak, yazılı bir sözleşme yapmak ve kulaktan dolma bilgiler yerine kanunların emrettiği kurallara göre hareket etmek en sağlıklı yoldur. Adaletin tesisinde en büyük güvenceniz olan avukatınızla aranızdaki şeffaflık, hukuki sürecinizin de başarısını artıracaktır.
(Bu yazı, vatandaşları hukuki süreçlerin mali yapısı hakkında bilgilendirmek amacıyla kaleme alınmıştır. Her dava ve icra takibinin kendine has özellikleri bulunduğundan, somut olayın değerlendirilmesi ve hak kaybı yaşanmaması adına detaylı bilgi için mutlaka bir avukata danışılması önerilir.)
Telif ve Kullanım Notu:
Bu makale, Zile Avukatları Av. Ömer Faruk TÜRKYILMAZ, Av. Meryem TÜRKYILMAZ ve Av. Hasan Sezai TÜRKYILMAZ tarafından hazırlanmıştır. Makalenin tüm hakları saklıdır. Ancak www.turkyilmazhukuk.com internet sitesi açıkça kaynak gösterilmek kaydıyla paylaşılabilir.









“AVUKAT HEM KENDİ MÜVEKKİLDEN HEM DE KARŞI TARAFTAN ÜCRET ALABİLİR Mİ?” için 4 yanıt
Avukata bir senet bıraktım. baştan para istemedi, hallederiz dedi, sonra icradan parayı tahsil edince yüzde 15 karşıdan almış yüzde 15 de benden aldı. Bir de icra masrafı yaptım dedi onları da kesmiş tahsilattan. Bu kesintiler hak mı
Sayın Okurumuz, her ne kadar avukatınız bu konu hakkında size baştan bilgi vermemekle hata yapmış olsa da yaşadığınız süreç ve avukatınızın yapmış olduğu tahsilatlar hukuka ve Avukatlık Kanunu’na uygundur. Avukatınızın yaptığı kesintilerin her birinin ayrı bir yasal dayanağı bulunmaktadır:
Karşıdan Alınan %15 (Yasal Vekalet Ücreti): İcra dairesinin borçluya yüklediği bu usuli gider, Avukatlık Kanunu madde 164/son fıkrası gereği doğrudan avukatın yasal hakkıdır (ödülüdür). Sizin ana paranızdan kesilmiş bir tutar değildir.
Sizden Kesilen %15 (Akdi Vekalet Ücreti): En başta yazılı bir ücret sözleşmesi yapmadığınız için Avukatlık Kanunu m. 164/4 hükmü devreye girer. Kanun, yazılı sözleşme olmayan hallerde avukatın hizmet bedelinin tahsil edilen değerin %10’u ile %20’si arasında olacağını emreder. Avukatınızın sizden kestiği %15’lik oran bu yasal sınırın tam ortasındadır ve hakkıdır.
İcra Masraflarının Kesilmesi: İcra takibi açılırken devlete ödenen harçlar, tebligat ve haciz yolluğu giderleri (İİK m. 59 gereği) alacaklıya, yani size aittir. Avukatınız başlangıçta sizden para istemeyip bu giderleri kendi cebinden yaptığı için, tahsilat gerçekleşince Avukatlık Kanunu m. 166’daki ‘hapis ve mahsup hakkını’ kullanarak kendi yaptığı masrafı tahsilattan haklı olarak mahsup etmiştir.
Özetle; ortada iki kez para alınması veya haksız bir kesinti yoktur. Avukatınız baştan sizden para almayarak tüm mali riski üstlenmiş ve başarıya ulaştığında yasal haklarını tahsil etmiştir. Ancak avukatınızın size karşı mesleki yükümlülüğü; kestiği masrafların makbuzlarını ve hesaplama detaylarını içeren şeffaf bir hesap dökümü sunmasıdır.
Bu avukatlar neden çok fazla para alıyorlar
Sayın Selim Bey, yorumunuz ve samimi sorunuz için teşekkür ederiz.
Dışarıdan bakıldığında avukatlık hizmeti elle tutulur bir ürün (örneğin bir araba veya telefon) sunmadığı için bedelinin yüksek görünmesi anlaşılabilir bir durumdur. Ancak hukuki sürecin mutfağında durum çok farklıdır. Neden mi?
Bilgi Birikimi ve Yılların Emeği: Bir avukatın size ayırdığı bir saatlik görüşme veya mahkemeye sunduğu beş sayfalık bir dilekçe, sadece o anki fiziksel mesainin değil; zorlu bir hukuk fakültesi eğitiminin, binlerce sayfalık kanun ve içtihat okumasının, yıllar süren mesleki tecrübenin bir damıtımıdır. Hukuk, sürekli değişen canlı bir organizmadır. Bir avukat davanızı kazanmak için her gün yeni yasaları ve Yargıtay kararlarını takip etmek zorundadır. Ödediğiniz bedel, o dilekçenin yazıldığı “birkaç saate” değil, o dilekçedeki stratejiyi kurabilmek için “harcanan yıllara” ödenir.
Avukat Risk ve Sorumluluk Alır: Bir avukat sadece evrak doldurmaz; sizin adınıza çok büyük bir stresi ve hukuki riski sırtlanır. Yanlış yazılan tek bir kelime veya kaçırılan 1 günlük yasal süre, tüm malvarlığınızı, evinizi, işinizi veya en beteri özgürlüğünüzü kaybetmenize yol açabilir. Avukat, bu felaketleri önlemenin veya o yükü sizin omuzlarınızdan alıp kendi omuzlarına yüklemenin bedelini alır.
Gizli Maliyetler ve Vergiler: Avukata ödediğiniz ücretin tamamı avukatın şahsi cebine girmez. Bu paranın içinden devlete peşin olarak ödenen yüksek oranda KDV (%20), Stopaj (%20) ve Gelir Vergisi kesilir. Ayrıca arkanızda duran o kurumsal yapının ayakta kalması için gereken ofis kirası, personel maaşları, Baro aidatları ve oldukça maliyetli olan içtihat/hukuk yazılımlarının giderleri de bu ücretin içinden karşılanır.
Önleyici Hukuk Daha Ucuzdur: Tıpkı hastalanmadan önce doktora gidip önlem almanın, günlerce yoğun bakıma yatmaktan daha az maliyetli olması gibi; işin başında avukata ödeyeceğiniz bir danışmanlık veya dava ücreti, ileride davanızı kaybedip karşı tarafa on binlerce lira tazminat ve masraf ödemenizden inanın çok daha ‘ucuz’dur.
Özetle; avukatlar ‘çok para’ almazlar. Korudukları hakların değerinin, yıllar süren ağır bir entelektüel emeğin, üstlendikleri büyük sorumluluğun ve devlete ödedikleri vergilerin gerektirdiği yasal sınırların karşılığını talep ederler.
Sağlıklı ve hukuki sorunlardan uzak günler dileriz.